Taş plaklardaki sanatçıların izini sürüyor Posted on 15 Haziran 2026 by Yusuf Arslan ABD’den verilen “Kayıp varisler ve tanıklar aranıyor” başlıklı bir ilan dikkat çekti. İlanda, klasik Türk müziğinin önemli isimlerinden Tatyos Efendi, Bimen Şen, Nubar Tekyay, Artaki Candan, Zehra Bilir ve Suzan Yakar’ın yakınlarına, bu sanatçıları tanıyanlara ya da onlar hakkında bilgi sahibi olanlara çağrı yapılıyordu. İlk bakışta bir aile araştırmasını andıran ilanın ardında ise sıra dışı bir hikâye vardı. İlanı veren kişi, dünyanın farklı ülkelerinde konserler veren 62 yaşındaki ünlü Amerikalı kemancı Harold G. Hagopian’dı. Beş yaşından bu yana keman çalan ve hayatını müziğe adayan Hagopian, yıllardır topladığı binlerce taş plak arasında yer alan Türk müziği kayıtlarının izini sürüyordu. Çocukluğunu, babasının büyük bir titizlikle bir araya getirdiği yaklaşık beş bin taş plaklık arşivin içinde geçiren Hagopian, “İstanbul 1925” adlı taş plaktaki isimlerin peşine düştü ve yeniden Türkiye’ye geldi. Haberlerimizi Google’da Takip Edin En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin ‘Ailemden gelen ilk kişiyim’ Hagopian’ın ailesinin kökleri Erzurum’a uzanıyor. Büyük dedesinin 1915 yılında 11 yaşındayken Erzurum’dan ayrılarak Kaliforniya’ya gittiğini anlatan Hagopian, ailesinin ABD’de yaşamını sürdürmesine rağmen kültürel bağlarını hiçbir zaman koparmadığını söyledi. Hagopian, “Türkiye’ye geldiğimde buradaki insanları kendi aileme çok benzettim. Yaşam biçimleri, duruşları ve görüntüleri bana ailemi hatırlattı. Büyükbabam Türkiye’den ayrıldıktan sonra bir daha hiç gelmedi. Babam da burada doğmadı, büyümedi. Ailemden Türkiye’ye gelen ilk kişi ben oldum” dedi. Kaliforniya’daki Ermeni toplumunun uzun yıllar Türkçeyi konuşmaya devam ettiğini belirten Hagopian, “Türkiye’den, özellikle Erzurum’dan giden çok sayıda Ermeni vardı. Onlar da Türkçeyi yaşamlarının bir parçası olarak sürdürdüler. Bizim evimizde de Türkçe konuşulurdu” diye anlatmaya devam etti. Evde beş bin taş plak var Müzik sevgisinin de aileden geldiğini söyleyen Hagopian, babasının ud çaldığını ve evlerinde yaklaşık beş bin taş plak bulunduğunu anlattı. Bu plakların büyük bölümünün Türk müziği kayıtlarından oluştuğunu belirten Hagopian, “Ben o taş plaklarla büyüdüm. Batı müziği eğitimi almama rağmen Türk müziğini her zaman çok sevdim. Türkiye’ye gelme sebebim de aslında Türk müziğine olan tutkumdu” diye konuştu. ‘Şu ana kadar iki kişiye ulaştım’ Türkiye’ye bugüne kadar 35 kez geldiğini söyleyen Hagopian, elindeki taş plaklarda adı geçen sanatçıların izini sürmek için ilan verdiğini belirterek “Plaklarda geçen isimleri daha yakından tanımak istedim. Onların yakınlarına, ailelerine veya onları tanıyan insanlara ulaşmaya çalışıyorum. Uzun zamandır bunun için araştırma yapıyordum. Sonunda ilan vermeye karar verdim. Bazı sanatçıların yakınlarına ulaştım. Kimileri Türkiye’de değil, farklı ülkelerde yaşıyor. Şu ana kadar iki kişinin ailesine ulaşabildim. Koleksiyonumdaki İstanbul 1925 plaklarında yer alan sanatçıların izini sürüyor, onlar hakkında daha fazla bilgi edinmek, hayat hikayelerini öğrenmek ve onları daha yakından tanımak istiyorum. Bu nedenle Türkiye’ye geldim.” Hagopian, amacının yalnızca eski kayıtları korumak olmadığını vurgulayarak, “Bu seslerin arkasındaki insanları tanımak istiyorum. Benim için bu sadece bir müzik araştırması değil, aynı zamanda geçmişin izlerini sürmek anlamına geliyor” diye konuştu.
